Belgeler
Görsel Malzeme
  Haberler
  Basın Odası
  Destekçiler
  Bağlantılar
GENEL BİLGİLER
EN Nedir?
EN Ne Yapar?
Siz Ne Yapabilirsiniz?
EN Belgeler
EN Haberler
EN ve Türkiye
EN İstanbul 2010
 
Anasayfa
Site Haritası
İletişim
English
           
Arkeologlar Derneği'nin Duyurusuna Europa Nostra-Türkiye'den Destek

Europa Nostra/Türkiye'nin
Basına ve Kamuoyuna Duyurusu
 
Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Boğazı'nı su altından geçmesi planlanan araç tüneli temel atma töreni sırasında Marmaray projesinin arkeolojik kazılar nedeniyle gereksiz yere uzatıldığını ve halkın hizmetine giremediğini, çok büyük kaynak israfına yol açıldığını ifade etmesinden sonra Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi bir açıklama yaptı. Bu açıklamada özet olarak projelerin bilgi yönelimli bir süreç içinde geliştirilmesi ve araştırma ile uygulama arasındaki karşıtlığa yol açmayacak bir planlama modelinin hayata geçirilmesi öneriliyor.
 
Yıllardır onarımı bekleyen ve yıkılan sivil mimarlık eserlerini, Haliç metro köprüsündeki tasarım sorunları nedeniyle neredeyse on yılları bulan gecikmeleri ve kaynak israfını, İstanbul surlarındaki tahrip edici inşaat uygulamalarını, restorasyon uygulamaları esnasında paha biçilmez anıtlarda çıkan yangınları, geri dönülemeyecek hataları göz önüne aldığımızda Arkeologlar Derneği'nin yaptığı bu açıklamanın İstanbul'un kültür mirasının yönetimi için çok önem taşıdığını düşünüyoruz.
 
Arkeologlar Derneği'nin yaptığı açıklamada da yer aldığı gibi, Marmaray Projesi veya bir başkası, hiç bir zaman yalnızca bir ulaşım projesi olarak ele alınamaz. Bu tür kapsamlı projeler mutlaka kültür mirasının korunması, çevrenin korunması, halkın yaşam çevresinin geliştirilmesi gibi çok farklı öncelikleri içeren bir planlama ve yönetim modeli ile geliştirilmelidir.
 
Bugün bu tür projeleri yönetmek için çok sektörlü, çok disiplinli ve katılımcı yeni şehircilik deneyimleri gerçekleştirilmektedir. Kalkınmayı yalnızca beton bloklar dikmek, turistik alanlar yapmak, otoyollar inşa etmek olarak algılayan eski planlama modeli bugün dünyanın bütün gelişmiş kentlerinde terkedilmiştir. Çünkü bu model sürdürülebilir bir gelişme sağlamamakta, Türkiye'de de gördüğümüz gibi farklı öncelikleri birbiriyle rakipleştirerek, kaynak ve değer israfına yol açmaktadır. İstanbul eşsiz bir dünya mirasına sahip olan bir kenttir ve her kurumun kendi dar açısından bakarak ürettiği projelerle, hücrelere ayrışmış bir planlama modeli ile yönetilemez. Bu nedenle yönetimlerin başarılı olması için bugünkü farklı kamu yararı kavramlarını birbiriyle rakipleştiren, bunların ilişkisini gözardı eden, kentin dinamiklerini, eşsiz değerlerini enerji yaratıcı bir biçimde dikkate almayan ve harekete geçirmeyen, Soğuk Savaş döneminden kalma bu eski planlama ve yönetim modelinin aciliyetle gözden geçirilmesini talep ediyor, Arkeologlar Derneği'nin yaptığı bu açıklamayı destekliyoruz.
 
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
 
Europa Nostra/Türkiye

 

 

 


Sayın Üyemiz,

Çağdaş dünyada arkeolojik alanları bir orman, göl ya da temiz hava ve su gibi algılamak, kaliteli yaşamın vazgeçilmez bir unsurudur. Arkeolojik bilgi ise kırık bir kaptan küçük bir ahşap parçasına, bir saray kalıntısından bir batığa kadar, farklı boyut ve nitelikteki kalıntıların bileşkesinden oluşur. Dolayısı ile geçmişi anlamak zahmetli bir uğraşıdır ve sundukları çoğu kez rakamlar ile ölçülemez; ancak günlük hayatın bir parçası haline getirdiğinizde daha kaliteli bir yaşam sürmenize katkı sağlar.
Zengin ve görkemli bir geçmişe sahip Anadolu sayısız arkeolojik alan barındırır. Nitekim bu zenginlik ülkemiz için de önemli bir övünç kaynağıdır. Ülkemiz, arkeoloji alanında yüz elli yıllık geçmişi ile dünyada saygın bir konuma sahiptir. Bilim insanlarımızın uluslararası düzeyde, her türlü akademik alanda ülkemizi temsil edebilecek bilgi ve deneyimi bulunmaktadır. Bu birikim Anadolu topraklarında sürdürülen çok sayıda çalışma ve kültür politikamız sayesinde oluşmuştur. Kimi zaman bilimsel bir soruna yönelik, kimi zaman herhangi bir yatırım gereği yapılan kurtarma kazıları, Anadolu’nun geçmişine ışık tutarken bu toprakların evrensel kültüre, insanlık tarihine yaptığı katkıyı ortaya koyar. Büyük sanayi yatırımlarının, yol, baraj gibi kapsamlı projelerin gerçekleştirildiği ülkelerde çoğu kez bu yatırımlar ile arkeolojik alanların korunması uzlaşmaz karşıtlar olarak sunulur. Oysa gelişmiş ülkelerde olduğu gibi iyi bir planlama ile bu karşıtlığın önüne geçilebilmektedir
 
Marmaray ve Metro Projesi kapsamındaki arkeolojik çalışmalarla İstanbul’un arkeolojik zenginliği kadar jeoloji tarihi açısından da son derece önemli verilere ulaşıldı. Kazılar birkaç gravürden tanıdığımız Bizans’ın savaş ve yük gemilerine dokunmamızı sağladı; onları bütün dünyaya tanıtma fırsatı verdi. Bizans ve Osmanlı başkentinin dünya ticaretindeki yerini en somut kanıtları ile ortaya koydu. Yine Yenikapı kazıları en eski İstanbul’larının izlerini bugüne taşıdı. Sonuçları farklı açılardan yorumlamak da mümkün; örneğin Bizans limanı kalıntıları İstanbul’un bugün de ticarette neden büyük bir potansiyel olduğunu kanıtlamaktadır ya da Yenikapı’daki ilk köy yerleşimi, bugünkü Avrupa uygarlığının kökeninde Anadolu’dan giden insanlar olduğunu göstermektedir. Bütün bunları bilmek, toplumun erişimine açmak, insanımızın ne tür bir zenginliğe sahip olduğunu anlatmak, Yenikapı ve Üsküdar’da arkeologların işinin küçük bir parçası olmuştur. Bu görevi onlara Kültür ve Turizm Bakanlığımız vermiştir. İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin başkanlığında yürütülen bu başarılı kazılar uluslararası düzeyde de büyük ilgi toplamıştır. Bu çalışmalar, arkeoloji biliminin doğasına uymamakla birlikte, kimi zaman gece vardiyası yaparak, kimi zaman kar ve yağmur altında ara vermeden çalışarak büyük bir özveri ile yürütülmüştür. Ayrıca arkeolojik kazıların projenin sadece belirli bir kısmını etkilemesine ve bu alan dışında da inşaatların halen devam etmesine karşın arkeolojik çalışmaların gecikmeye neden olduğu izleniminin oluşmasına anlam vermek mümkün değildir.
 
Marmaray Projesi’nin önemini göz önünde bulundurarak, bugüne kadar hiçbir meslek örgütü, akademisyen ya da üniversite buradaki arkeolojik kazıları gereğinden daha hızlı yapılıyor diye veya bir başka şekilde eleştirmemiş tam aksine destek vermiştir. Devletimiz bugüne kadar diğer çağdaş ülkelerde olduğu gibi kamuoyunun da desteği ile projeyi finanse etmiş ve kent içindeki en büyük kurtarma kazısını gerçekleştirmiştir. Tümüyle bilimsel hassasiyet içinde yürütülen bu çalışmalar hem insanlık tarihine büyük katkı yapmış hem de ülkemize büyük prestij kazandırmıştır. Sempozyum, sergi ve katalog çalışmalarına rağmen, tüm sonuçların henüz kamuoyu ile yeterince paylaşıldığı da söylenemez. Ancak alanda, uluslararası bir yarışma ile yapımı planlanan müze binası, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kentin prestijini yükseltecek projeleri arasındadır.
 
Marmaray ve Metro Projesi vesilesi ile ortaya çıkan bu zenginliğe ulaşmamızı özverili çalışmaları ile sağlayan arkeologların yaptıkları iş, insanlık tarihine katkıları ve ülkemize kazandırdıkları prestij nedeni ile teşekkürü hak etmiştir. Buradaki çalışmaların ulaşım projesini geciktiren bir engel olarak görülmesi üzücü olduğu kadar elde edilen kazanımların da siyasi irade tarafından yeterince anlaşılmadığı anlamını taşır. Başka bir deyişle bu tür bir yaklaşım kültür varlıklarının önemini vurgulamak, koruma politikalarını oluşturmak için yüz yıllık bir birikim ile sağlanan kurum, yasa ve bilinçlenme çalışmalarını hiçe saymak ve başa dönmek anlamına gelir.Bu ülke insanları için yararlı olacağı düşünülen mühendislik projelerinin, tüm ekolojik ve kültürel değerlerin yok sayılarak gerçekleştirilmesi yerine projelendirme aşamasında konunun tüm yönleriyle değerlendirilerek planlanması, proje uygulama aşamasında elde edilen arkeolojik verilerin uygarlık tarihi için bir kazanım olarak değerlendirilmesini sağlayacaktır. Bununla birlikte, sanayi yatırımları, yol, baraj gibi kapsamlı projeler hayata geçirilirken kültür varlıklarının korunabilmesi için 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun hazırlanmasına, 1972 yılında Paris'te "Birleşmiş Milletler Dünya Kültür ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme’’nin ve 1992 yılında Valetta/Malta'da "Arkeolojik Mirasın Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’’nin imzalanmasına gerek duyulmuştur. Beklentimiz bu yasalara uyulması ve gereklerini yerine getirmemizin ötesinde değildir.
 
 
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi
 

--