Belgeler
Görsel Malzeme
  Haberler
  Basın Odası
  Destekçiler
  Bağlantılar
GENEL BİLGİLER
EN Nedir?
EN Ne Yapar?
Siz Ne Yapabilirsiniz?
EN Belgeler
EN Haberler
EN ve Türkiye
EN İstanbul 2010
 
Anasayfa
Site Haritası
İletişim
English
           
ORHAN SİLİER EUROPA NOSTRA YÖNETİM KURULU’NDAN AYRILDI

Europa Nostra – Türkiye’nin Eski Başkanı Orhan Silier, seçilme döneminin bitmesine daha iki yıl bulunmasına rağmen, Europa Nostra Yönetim Kurulu’ndan ayrıldı. Orhan Silier, istifa mektubunda “ 2009’da Europa Nostra’nın bir dizi radikal yapısal değişikliğe hazırlandığı inancıyla Yönetim Kurulu’na aday olmayı kabul etmiştim (…) ancak,  50 yıla yakın bir tarihi bulunan Europa Nostra’nın sosyal ve coğrafi kapsamını önemli ölçüde genişletmesi ve genç kuşağa açılması için, çok daha büyük bir enerji ile ve uzun yıllar devam edecek bir dizi kararın alınmasının ve kararlı uygulamaların yapılmasının zorunlu olduğunu gördüm […] sonuç olarak, aynı doğrultuda yeni bir enejiyle çalışabilecek daha genç bir kişiye yer açmak ve halen temsil edilmeyen bölgelerin Yönetim Kurulu’nda dinamik bir biçimde temsiline olanak sağlamak üzere, Haziran 2011’den geçerli olmak üzere Konsey’in istifamı kabul etmesini diliyorum” demişti.

Amstardam’da yapılan Europa Nostra Genel Kurulu öncesindeki Konsey toplantısında, Orhan Silier, bu alandaki vasiyeti olarak tanımladığı aşağıdaki ilgi çekici konuşmayı yaptı.

”İçtenlikli Olmanın Önemi” : Europa Nostra Çalışmalarında Somut Başarı Ölçütlerine Sahip Olmak

Onyıllardan beri iş dünyası başarım (performance) ölçütleri belirlemeyi ve hem kurumsal çalışmasının bütünü, hem de tek tek projeleri açısından başarıyı somut terimlerle tanımlamayı öğrendi. Robert Wise, Ölçerek Yönetmek … başlıklı kitabında şöyle diyor:  “Her başarım üç aşamadan oluşur. Bir niyetle – belirli bir sonuca ulaşma isteği ile -  yola çıkılır. Bir uygulama –belirlenen isteğe uygun sonuçlar- gerçekleştirilir. Sonra – niyet edilen sonuç doğrultusunda olan ya da olmayan – bir netice elde edilir. Bu tanım hem kurumsal, hem de kişisel başarımlar için geçerlidir.

Son yıllarda gittikçe artan sayıda STK stratejik planlarını sistemli bir biçimde tanımlamaya özen gösteriyorlar. Bu kapsamda, Cathy Lieberman, Philantrophy Journal ‘ın(Gönüllü Çalışmalar Dergisi) Nisan 2011 sayısında stratejik planlamanın altı aşamasını şöyle tanımlıyor: “(1) Sorunun ya da olanağın [amacın] aydınlığa kavuşturulması, (2) stratejilerin geliştirilme ve seçilme sürecinin tanımlanması, (3) başarı ölçütlerinin ortaya konulması, (4) fikir jimnastiği yapılması, önceliklerin saptanması ve geçerli stratejilerin seçilmesi, (5) açık ve ölçülebilir eylem planları gerçekleştirerek, (6) gelişmeyi ve başarıyı ölçebilecek yöntemlerin tanımlanması.”

Uzun bir süreden beri Europa Nostra’da temel amaçlarımızı saptadık. Bir dizi stratejik plan yaptık. Çok sayıda eylem planı da yaptık. Çok sayıda gönüllü ve kendini işine veren bir grup ücretli çalışan bu amaçlara, plan ve programlara ulaşılması için çalışıyor. Ne var ki, başarımın ölçülmesi dikkatlerimizi yoğunlaştırdığım bir konu olmadı. Bu arada, çalışmalarımızın çoğunun projeler halinde düzenlenmemiş oluşu başarı derecemizin somut olarak ölçülebilmesini zorlaştırdı. Konu ile ilgili literatür “bir kurumsal stratejinin belirlenmesinde amaçlar SMART (kelime anlamı: akıllı) olmalı, yani somut (Specific), ölçülebilir (Measurable), ulaşılabilir (Achievable), gerçekçi (Realistic) ve Zamanla-tanımlanmış (Time-bound) olmalı derken, biz, genel olarak, bu anlamda “akıllı” olmak için pek dikkat sarfetmedik.

İki yıl sonra, kuruluşumuz 50. yıldönümünü kutlayacak. Bana öyle geliyor ki, geçmiş çalışmalarımız bakımından başarılarımızı ve yetersizliklerimizi somut olarak tanımlamak ve, başarım ölçütlerimizi, gelecek için, hem bir bütün olarak, hem de özel projeler bakımından ortaya koymak durumundayız.

Eğer, Avrupa’da kültürel mirasın sesi olmayı gerçekten istiyorsak, tek tek çeşitli ülkelerde ve bir bütün Avrupa’da sivil toplumu temsil etme çabalarımızın ne kadar başarılı olduğunu her yıl bilmeliyiz. Avrupa’da kültürel mirasa yönelik tehditleri göğüslemek için yürüttüğümüz çalışmalarda kendi ağımızdan ve medyadan aldığımız desteğin bir kampanyadan ötekine ve bir yıldan bir sonraki yıla hangi unsurlara bağlı olarak nasıl değiştiğini ölçüt temelinde istatistiklerle izleyebilmeliyiz. Amiral gemisi projemiz Avrupa Kültürel Miras ödüllerinin   ne tür yansımalar yarattığını niceliksel verilerle bilebilmeliyiz. Çalışmalarımızın her aşamasında gençleri kazanmak ve yönetimi onlara devretme amacımızın nasıl uygulandığını görebilmeliyiz. Kısaca, her yıl Avrupa’nın değişik kentlerinde yaptığımız [Genel Kurul’larda] başarı öykülerimizi kutlarken, hem kendimize, hem de bir bütün olarak kültürel miras hareketine neyi kutladığımızı, yani çalışmamızın tümü ve projelerimiz bakımından başarının tam olarak hangi unsurlardan oluştuğunu anlatabilmeliyiz.   

Karl Wieger’in bir makalesinin başlığında belirttiği gibi, “başarı ölçütleri başarıyı besler”; ancak, bu kadarla kalmaz: hem proje, hem de kurumsal olarak, hesap verirliği artırır ve kurumsal ağ içindeki katılım düzeyini yükseltir.

Başarım kriterlerinin tanımlanması ve kurumsal yapı içinde gerçekleştirilen işlerin somut olarak ölçülmesi, doğal olarak, uzman desteği alınmasını gerektirir; ancak bu destek bedeline kesin olarak değecek bir destektir. [2009’da yapılan] Toarmina Genel Kurulu’ndan önceki dört yılımızı [tüzüğü değiştirerek] kurumsal işleyiş kurallarını yeniden belirlemeye harcadık. Eğer, devam eden çeşitli çalışmalarımızı genel amaçlarımıza yönlendirmeyi başarırsak, başlatılan dönüşüm sürecinin tamamlanması da daha olası hale gelecektir.

Europa Nostra’ya emek verdiğim son onbeş yıl boyunca, özellikle Konsey ve Yönetim Kurulu’nda görev yaparken, sıklıkla, problemlerimize, zorluklarımıza, başarılı çalışmalarımıza ilişkin tartışmanın nesnel bir başarım değerlendirmesi biçiminde yapılmasına ihtiyacımız olduğunu hissettim. Bu nedenle, eğer yukarıda ifade ettiğim kaygı ve öneriler arkadaşlardan birkaçı tarafından bile anlamlı bulunulur ise, görevlerimden ayrılırken, Europa Nostra’nın gelecekteki çalışmalarına bir ölçüde katkıda bulunmuş olduğum duygusuna sahip olacağım.

 

Orhan Silier, 8 Haziran 2011